Ludwig van Beethoven

Avrupa’nın ortasındaki bu kentin ismi söylendiğinde Türklerin ilk aklına gelen Kanuni Sultan Süleyman,  ikincisi ise Merzifonlu Kara Mustafa Paşa. Burası Osmanlı için alınamayan bir kale, Osmanlı’nın batıda dayandığı son kapı. Dünya içinse klasik müziğin başkenti.

Tarih 1170 Almanya’nın Bon şehri. Bu şehirde alkolik bir adamın eşi olarak yaşayan bir kadın var, bu kadın frengi hastası ve 8 tane çocuğu var. Bu çocuklardan 3’ü sağır, ikisi kör ve biri zeka özürlü ama kadın yine hamile.

Bu çocuk da özürlü mü olacak derken kadın soğuk bir kış günü son çocuğunu da dünyaya getirir, neyse ki çocuk şimdilik sağlam görünmektedir. Adı Ludwig van Beethoven olur.

Beethoven’ın babası saray müzisyeniydi ve anlatılanlara göre oğluna piyanoyu 4 yaşında zorla çaldırmaya başlayan katı bir adamdı. Beethoven parmakları piyanoya küçük geldiğinden ağlıyor ama baba hiç acımadan katı tutumunu sürdürüyordu.

Annesi ve hasta olan kardeşleri teker teker ölüyordu Beethoven ise bu zor koşullarda ayakta kalmaya ve hayata tutunmaya çalışıyordu, ailesini geçindirmek için kilise de piyano çalıyordu.

Beethoven, 17 yaşında hayatını değiştirecek şehir Viyana ile tanıştı. O yıllarda Avrupa müzisyenler için bir çekim merkeziydi. Aydınlama, Fransa’da felsefe Viyana’da ise müzikle gerçekleşmişti.

İşte bu yüzden Joseph Haydn, Peter Schubert, Mozart, Beethoven başka şehirlerde doğsalar da Viyana’dan dünyaya açılmışlardır.

Dünyanın iki önemli konser salonu Viyana’da bulunuyor. bunlardan biri music fray concert house. Önce besteci olarak değil piyanist olarak adını duyuran Beethoven Mozart’ın da hocası olan Haydn’ın önderliğinde Viyana’da müzik piyasasına adım attı ancak çok geçmeden sanatı destekleyen zengin ailelerin prenslerin ve baronların da dikkati çekti.

Bu aileler ona maddi manevi destek oldular. O yıllarda yatırımı yapılan klasik müzik bugün Viyana’nın dünyada tanınmasının ilk nedenlerinden biri burası dünyanın klasik müzik başkenti.

8 milyon nüfuslu Avusturya’ya yılda 25 milyon turist gidiyor ve bu turistlerin 3/ 1 muhakkak bir klasik müzik konserine ya da operaya gidiyor. Yani Viyana’da bir konser turizmden bahsetmek mümkün.

Şehirde konser ve operalar için onlarca irili ufaklı salon var ve bu salonlar yılın her günü dolu. Konser salonları sadece bu iş için kullanılıyor. En büyüğü de opera binası. 1872 yılında açılan bina Eduard van der Nüll bina tren garına benzetilince intihar etmiş. Ama bugün 400-500 euro’ya biletleri aylar öncesinden tükenen geleneksel Viyana Balosu burada yapılıyor.

Bu opera ve konserlerine gitmek isterseniz biletlerinizi en azından bir ay öncesinden almanız ve birkaç 100 doları gözden çıkarmanız gerekiyor ama bir de en yüksek bileti 50 euro’dan satılan daha küçük konserler var. Onların da biletlerini  Viyana sokaklarında yürürken rastlayacağınız ayaklı gişelerden alabilirsiniz.

Müzikte 3 büyük tanrı vardır. Bach, Mozart ve Beethoven. Bach’ın müziği daha çok Tanrı ve din için bir müzikti çok fazla sayıda dini eser bestelemiştir.

Mozart içinse Saray için yönetime yönelik müziği temsil etti, sonra çok değiştirdi. Beethoven’ın müziğinde ise isyan var.  O bir asi ruhtu ve eserlerinde doğayı ve insanları anlatmıştır.

Viyana’da adresi bilinen bilinmeyen pek çok yerde Beethoven’ın evi var, zira fazla ses yaptığı için komşuları tarafı şikayet edilen Beethoven durmadan yer değiştirmek zorunda kaldı.

Eroicagasse Beethoven’ın kahramanlık senfonilerinden birisi.  1789 Fransız ihtilalinden sonra Avrupa’da büyük bir özgürlük coşkusu yaşanmaya başladı. Bu Beethoven’ın Napolyon hayranlığından biri demokrasiye atılım, dolayısıyla bu senfoniyi Napolyon’a adadı. Ama Napolyon’un da liderler gibi dünyaya hükmetme istediğine çok sinirlendi ve Eroicagasse Senfonisini hitap ettiği senfonin ilk sayfasını çizdi ve attı.

Dönemin politikasından  ve aydınlama çağından etkilenen Beethoven’ın bireyi ön planda tutan, iktidarı eleştiren bir tarzı vardı, o yüzden Napolyon onu hayal kırıklığına uğratmıştı. Ama bu onun ne ilk ne de son hayal kırıklığıydı, yavaş yavaş işitme kaybı yaşamaya başladı.

Notaları duymakta zorlanıyor,  duyamadıkça hırçınlaşıyordu. Biraz uzaklaşmaya ihtiyacı vardı Viyana’nın Heiligenstadt bölgesine yerleşti. Beethoven burada iyi olmayı umarken daha da kötü oldu.

Tamamen sağır oldu ve yalnızlaştı, neredeyse  20 yıl tamamen kabuğuna çekildi ve kimseyle görüşmedi.

Daha sonra çevresindekilerle bir defter aracılığıyla anlaşmayı kabul etti. Sağırlığı yıllarında sadece içinde duyduğu çok özel tınılar elde etmiş.

En son yazdığı 32 numaralı sonatında ki en önemli eseri bir arkadaşını eve çağırır şu ana kadar en iyi eserini yazdığını söyler.

Beethoven hayatında hiç evlenmedi,  bir kadınla ilişkisi olmadı, çocuğu olmadı bestesini yapan çoğunlukla uzun yürüyüşlere çıkan bir hayat tarzı yaşadı. Gündüzleri sabah kalktığından itibaren bestelerine yoğunlaşıyordu.

Beethoven çok titiz çalışan bir müzisyendi,  müziği ifade gücü ve teknik olarak çok üst seviyedeydi. Beethoven Haydn ve Mozart’tan aldığı devraldığı prensipleri geliştirdi ve daha uzun besteler yaptı, klasik müziğin romantik dönemini başlattı.

Beethoven büyük modern bestecilerin ilkidir.  Senfoninin ve sonatın klasik biçimini alt üst etti ve onları nasıl istiyorsa öyle yorumladı. Sert kalıplara uymaya yanaşmadı günümüz bestelerin yolunu açtı. En güzel eserlerini sağır olduğu yıllarda yaptı.

  1. senfonisinde müthiş özgür çıkışlar yapmıştır.

  2. senfoni kader senfonisi herkesin bildiği bir senfoni

  3. senfoni ilk kez bir sözün ve şiirin katıldığı bir senfoni. Son bölümünde koro da katılır bu ilk kez olan bir şey, insanı amaçla kullanılan ilk senfoni.

Doğaya olan tutkusunu da pastoral senfoni ile yansıtmıştır.

Hayatı boyunca sağlık sorunları yaşayan Beethoven 1827’de 57 yaşında hayata veda etti.

Bir yıldız gibi uğurlandı öldüğünde arkasında 9 senfoni, 1 opera, 32 piyano sonatı, koncertolar ve birçok oda müziği eseri bıraktı. Sadece klasik müzik değil, bütün kalıpları yıkmayı müzisyenler ondan öğrendi. İyi ki vardır,  iyi ki ölümsüzdür…

Reklamlar